Türkiye Cumhuriyeti

Nahçıvan Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

29 Ekim Cumhuriyet B. Resepsiyonu, 29.10.2011

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclis Başkanı Hörmetli Cenab Vasif Talıbov, Nahçıvan Hükümetinin değerli temsilcileri, Azerbaycan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensupları, İranlı meslektaşım, Sanat, Kültür ve İş aleminden dostlarımız, sevgili öğrenciler, Hanımlar ve Beyler, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonumuza hoş geldiniz.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 88. Yıldönümü hepimize kutlu olsun. Ülkemizin, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü üzerine, kendi küllerinden, daha genç, daha dinç, daha güçlü bir şekilde yeniden doğuşunu kutluyoruz bugün. Daha nice Cumhuriyet Bayramlarını böyle mutlulukla ve gururla kutlayalım.

Genç Cumhuriyetimizin 88 yılda nereden nereye geldiği başka ülkelere örnek oluşturabilecek bir başarı öyküsüdür. Geri kalmış bir teokratik, monarşik, yarı-keyfi idareden demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti yarattık. Ülkemiz büyük bir kalkınma sürecini başardı. Sadece ekonomik gelişme değil, okuryazar oranından kadın-erkek eşitliğine kadar bütün toplumsal alanlarda büyük başarılar sağladık ve gerçek bir toplumsal dönüşümü başardık. Bunun adı Türk Devrimidir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti 15 milyon ilk ve orta öğretim, 1 milyon üniversite öğrencisi bulunan genç ve dinamik bir ülke. Dünyanın en büyük 20, Avrupa’nın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alıyoruz. Bütün önde gelen uluslararası kuruluşlara üyeyiz. Bunların bazılarının merkezleri Türkiye’de, bazılarının da en üst düzey yöneticileri arasında Türkler var. Bu kuruluşlar arasında Birleşmiş Milletler Teşkilatını, NATO’yu, Avrupa Konseyini, İslam Konferansı Örgütünü, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyini sayabilirim.

Bildiğiniz gibi, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanlarının 9. Zirve toplantısı 2009 yılı Ekim ayında Nahçıvan’da toplandı ve Nahçıvan, Türk ülkeleri arasında siyasi işbirliğinin kurumsallaştırılmasının temelini oluşturan Antlaşmanın imza yeri oldu. Bu özelliğiyle, Türk dünyasının tarihinde de özel bir yer kazandı. Nahçıvan, biz Türkiye Türkleri için çok özel bir yerdir. Türk alemini oluşturan bir çok ülkeden kara sınırımız bulunan yegane ülkedir. Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan kapısıdır. O nedenle ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir gibi büyük devlet adamlarımız Nahçıvan’ın Türkiye’ye komşu, kardeş Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olarak kalmasına büyük önem vermişlerdir. Moskova ve Kars Antlaşmalarıyla sağlanan bu özerklik, bugün de Türkiye Cumhuriyetinin güvencesi altındadır.

Sovyetler Birliği döneminde Nahçıvan’la aramıza görünmez bir duvar dikilmişti. Gönül bağlarımız hiç kopmadı, ama yollarımız kesildi. Azerbaycan’a gitmek o zaman ancak Moskova üzerinden başarabildiğimiz bir yolculuk, Nahçıvan’a ulaşabilmek ise adeta bir serüven idi. Nahçıvan’ın doğurduğu, Azerbaycan’ın büyük devlet adamı Haydar Aliyev, Azerbaycan’ın bağımsızlığının sağlanmasından hemen sonra, 1992 yılında, Nahçıvan Ali Meclis Başkanı iken Türkiye ile Hasret-Ümit Köprüsünün kurulmasında en önemli rolü oynadı. O gün Aras çayı üzerinden karayolu ile birbirine bağlanan Türkiye ve Nahçıvan bugün artık Türk Havayolları Anadolujet tarafından hava köprüsü ile de bağlandı. Bu şekilde, artık İstanbul da Nahçıvan’ın dünyaya açılan bir başka kapısı haline geldi. Yarın da Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun Iğdır üzerinden Nahçıvan’a ulaşmasıyla Nahçıvan Türkiye üzerinden Gürcistan ve Azerbaycan’a bağlanacak. Umalım ki Güney Kafkasya’da mevcut sorunlar, Azerbaycan’ın işgal altında bulunan topraklarının yürütülmekte olan müzakereler sonrasında iade edilmesiyle adil ve barışçı bir çözüme kavuşsun ve Nahçıvan’ın doğu sınırlarındaki tehdit de ortadan kalkıp bütün Güney Kafkasya’da barış ve istikrar, işbirliği ortamı sağlansın.

Türkiye’nin Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile ilişkileri giderek gelişiyor. 2008 yılında Sayın Başbakanımız tarafından açılan bu otelin salonlarında önceki yıl Ekim ayında Türkiye Cumhurbaşkanının da hazır bulunduğu bir bölgesel Zirve Toplantısı vardı. Birlikte olduğumuz son iki yılda Türkiye’den 3 Bakan ziyareti gerçekleştirdik Nahçıvan’a. Bunlardan biri geçen yıl yine bu salonda gerçekleştirilen Türkiye-Azerbaycan İş Forumu vesilesiyle oldu. 1993 yılında açılan Başkonsolosluğumuzun yeni binalarının yapımına başladık. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk için Nahçıvan’da yaptırdığımız anıtın açılışını bugün birlikte gerçekleştirdik. Türkiye-Nahçıvan Dostluk Ormanı, Nahçıvan’dan Sederek ve Türkiye’ye uzanan karayolu kenarında yeşeriyor. 7 Temmuz 1918 tarihinde Nahçıvan’ı Ermeni işgalinden kurtaran Kazım Karabekir Paşa adına yapılan camimiz 12 yaşını doldurdu. Karabekir Paşanın bir büstünü de yakında Nahçıvan’da dikmeyi umuyoruz. Bu şekilde, Nahçıvan’ın gelişmesine, güzelleşmesine, yeşilleşmesine ve çiçeklenmesine bizler de küçük de olsa katkılarda bulunmak, “töhfe vermek” istiyoruz. Öte yandan, geçen yıl Başkonsolosluğumuzda açtığımız sergi salonunda düzenlenen sanatsal faaliyetler ve Devlet Sanatçısı Gülsin Onay, Kuzey Kıbrıslı Türk Piyanist Rüya Taner ve Radio Quartet adlı dörtlünün Nahçıvan’daki konserleri ile Nahçıvan sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunabilmiş olmaktan mutluluk duyuyor ve bu tür etkinlikleri desteğinizle devam ettirebileceğimizi umuyorum. Bunları düzenlemekte bana büyük desteklerini gördüğüm Nahçıvan makamlarına, çalışma arkadaşlarıma ve eşime teşekkür ederim.

Bu yıl Ekim ayında ülkemizde meydana gelen terörist saldırılar ve Van depremi dolayısıyla Cumhuriyet Bayramımızı her zamanki coşku ve sevinçle kutlayamadık. İçimizde bir burukluk kaldı. Türkiye’deki kardeşlerinin acısına ilgisiz kalmayan Nahçıvanlı kardeş ve bacılarımızın Van’a gönderdiği yardımlar için teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu desteğiniz soğuk günlerde içimizi ısıtan bir alev oldu. Sizlerle bir araya gelmişken, kendimle ilgili bir buruk haberi de vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi biz diplomatlar sürekli farklı ülkelerde göreve gidiyor, hiçbir yerde birkaç yıldan fazla kalamıyoruz. Hükümetimiz benim de bundan sonra Avusturya’nın Bregenz şehrindeki Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğunu üstlenmemi uygun gördü. Eşimle birlikte, bizleri birer kardeş ve bacı gibi bağrına basan Nahçıvan’dan yakında, üzüntüyle ayrılıyoruz. Ama Nahçıvan’ı da yüreğimizde, bizimle birlikte götürüyoruz. Burada yaşadıklarımız, mutluluğumuz, anılarımız hep bizimle kalacak. Ben burayı o kadar çok sevdim ki, bu gece kış saatine geçilip saatler bir saat geri alınacak diye seviniyorum; çünkü bu sayede sevgili Nahçıvan’da bir saat daha fazla kalabileceğim.

Hepinize çok teşekkür ediyorum…