Türkiye Cumhuriyeti

Nahçıvan Başkonsolosluğu

Başkonsolosluk Duyurusu

Sayın Cumhurbaşkanımızın Bakanlar Kurulu Toplantısı Sonrasında Yaptıkları Basın Açıklaması , 22.07.2016

20.07.2016

Ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarım,

Dünyanın dört bir yanında gönlü ve gözü Türkiye’ye kilitlenmiş sevgili dostlar, Aziz kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Türkiye, 15 Temmuz akşam saatlerinden itibaren tarihinin en kritik günlerinden birini yaşamıştır. Ülkemizin ve milletimizin gözbebeği olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinde yuvalanmış bir grup, emir-komuta zinciri dışına çıkarak darbe girişimi başlatmıştır. Fethullahçı terör örgütü üyesi oldukları anlaşılan bu grup, uçaklarla, helikopterlerle, tanklarla, silahlarla devlete ve millete karşı saldırıya geçmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT yerleşkesi, Boğaziçi Köprüsü ve çeşitli askeri birimlerimiz, yoğun saldırı altında kalmıştır. Şahsımın ve hükümetin kararlı duruşu, milletimizin darbe girişiminde bulunanların karşısına cesurca dikilmesi ve güvenlik güçlerimizin etkili müdahalesi sayesinde hamdolsun bu teşebbüs amacına ulaşamamıştır.

Milletimizin ülkesine ve iradesine kararlı bir şekilde sahip çıkması karşısında darbecilerin silahları da, tankları da, helikopterleri de, uçakları da işe yaramamıştır. Asker elbisesi giymiş teröristler karşısındaki dik duruşlarıyla memleketine ve geleceğine sahip çıkan milletimiz, gece boyunca kahramanlık destanları yazmıştır.

Gencinden yaşlısına, işçisinden patronuna, köylüsünden şehirlisine kadar milletimizin tüm fertleri darbeciler karşısında tek vücut olmuştur. Darbe teşebbüsünde bulunan hainlerin karşısına dikilen vatandaşlarımız gözlerinin önünde onlarca kişi vurularak şehit olurken, yaralanan birçok kardeşimiz de bütün bu şehit olan kardeşlerimizi o yaralı halleriyle kurtarmak gayreti içerisine girmiş, sabaha kadar kararlı bir şekilde direnişlerini sürdürmüşlerdir. Hamdolsun, kendisini bu vatanın bir evladı, bu milletin bir ferdi olarak hisseden herkes darbe girişiminin karşısında yer almıştır.

Milletimiz 1960 darbesinde Menderes ve arkadaşlarına sahip çıkamamanın üzüntüsünü yıllarca yaşamıştır. 1980 darbesinde bir sağdan, bir soldan anlayışıyla darağaçlarına gönderilen gençlerine sahip çıkamayan toplumumuzun acısı hala tazedir. 15 Temmuz 2016 tarihi, bu kötü gidişe dur denilen bir dönüm noktası olmuştur. Ülkemiz tarihinde ilk defa bir silahlı darbe girişimi, milletin bizzat kendisi tarafından akamete uğratılmıştır.

Türkiye, demokrasi ve hukuk devletine olan bağlılığını, vatandaşlarının canı pahasına ispat etmiştir. Darbe girişiminde bulunanların açtıkları ateş sonucu sivil vatandaşlarımızdan, polislerimizden ve askerlerimizden şu an itibarıyla 246 masum insan hayatını kaybetmiş, 1536 masum vatandaşımız da yaralanmıştır. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza Rabbimden acil şifalar temenni ediyorum.

Çok açık söylüyorum, şu anda şu siyasi parti, bu siyasi, parti; bunun üzerinde duracak değilim. Ama cumhurun başkanı olarak ben milletimle iftihar ediyorum ve milletimizle birlikte inanıyorum ki bütün bu engelleri aşmak suretiyle demokrasi tarihine bir kahramanlık destanını Türk milleti olarak biz yazmış oluyoruz; bu böyle anılacaktır.

Aziz vatandaşlarım;

Darbe girişiminin haber alındığı andan itibaren Cumhurbaşkanı olarak başbakanımızla, bakanlarımızla, Emniyet Teşkilatımızla, Silahlı Kuvvetlerimizin darbecilere karşı duran komutanlarıyla çok yakın bir çalışma içinde olduk. Tüm tehlikeye ve tehditlere rağmen derhal İstanbul’a giderek milletimle birlikte darbecilerin karşısında dimdik bir duruş sergiledik. Milletimizin dirayeti ve kararlılığı karşısında, darbe girişimi ertesi gün akşam olmadan tamamen bertaraf edilmiştir.

Bugün, yani 20 Temmuz Çarşamba günü de önce Milli Güvenlik Kurulu’muzu topladık, ardından da Bakanlar Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Milli Güvenlik Kurulu üyeleri olarak yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonunda, darbe girişiminde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilebilmesi için ülkemizde Anayasamızın 120. maddesi uyarınca olağanüstü hal ilan edilmesini, hükümete tavsiye etme kararı aldık. Bakanlar Kurulumuz da bu tavsiye doğrultusunda Türkiye’de 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesini kararlaştırdı.

Bilindiği gibi Anayasamızın 120. maddesi, ülkede demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik şiddet hareketleri olması durumunda olağanüstü hal ilan edilmesine imkan sağlıyor. Olağanüstü hal ilanının amacı, ülkemizde demokrasiye, hukuk devletine, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine yönelik bu tehdidi ortadan kaldırmak için gereken adımları en etkin ve hızlı şekilde atabilmektir. Bu uygulama kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir, tam tersine bu değerleri koruma ve güçlendirme amacına yöneliktir.

Yaşadığımız darbe girişimi Türkiye’de kimlerin canları pahasına demokrasinin ve hukuk devletinin yanında olduğunu, kimlerin de diktatörlük peşinde olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Hükümetimiz, siyasi partilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin emir-komuta kademesi ve elbette en önemlisi milletimiz tercihinin daima demokrasiden yana olduğunu göstermiştir.

Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesinden itibaren meydanları, sokakları doldurarak devletinin ve hükümetinin yanında olduğunu haykıran tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Partisi, siyasi fikri, inancı ne olursa olsun, tankların karşısında dikilen her bir vatandaşım benim gözümde Mehmet Akif’in ifade ettiği gibi: “İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür, / İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.” Onlar gerçekten o imanlarıyla o tankların karşısında durdular ve şahadete koştuklarını haykırdılar.

Değerli kardeşlerim;

Namluların karşısında dimdik duran, ki bu noktada tabii ki beraber yıllarca çalıştığımız arkadaşlarımızı da biz burada uğraladık. Önüne, arkasına bakmadan paletlerin altına yatan 32 yaşındaki bir hanım kardeşimiz, bakıyorsunuz şahadete yürüyor. Bunlar işte bir bayanı tankla ezecek kadar alçak, bu denli namussuz, bu denli vahşi… Ama benim o hanım kardeşim, şahadet şerbetini yudumladı ve oraya yürüdü. Durmadılar, ama milletim de durmadı. Onlarca insan vurulduğu halde saatlerce bulunduğu yeri terk etmeyen vatandaşlarımın her biri İstiklal Harbi kahramanlarımızın torunları olduklarını ispatlamışlardır. Savaş uçakları, helikopterler tepesinde dolaşıp bombalar atmasına, ağır silahlarla ateş etmesine rağmen sokakları, asker kılıklı teröristlerin hedef aldıkları yerleri boşaltmayan kardeşlerimin kahramanlığını ifade edecek kelime inanın bulamıyorum.

Darbe girişiminin bastırılmasının ardından başka birileri yeniden aynı cüreti gösteremesin diye günlerdir tüm şehirlerimizin meydanlarında demokrasi nöbeti tutan vatandaşlarımızın her biri isimlerini tarihe altın harflerle yazdırdıklarını bilmelidirler. İşte bugün saat 4, baktım 4’ten itibaren herkes Kızılay’a yürümeye başlamış, şu anda yine binlerce insan Kızılay Meydanı’nda, onbinler Konya’da meydanda ve biraz sonra telekonferansla onlara bağlanacağız, onlara hitap edeceğiz.

Şurası çok çok önemli: Ankara’da Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü binalarında görev yapanlar başta olmak üzere, darbe girişiminde bulunanların ağır saldırıları altında kalmalarına rağmen bir an olsun tereddüt göstermeden görevlerinin başına koşan, mücadele eden polislerimizin fedakarlıkları her türlü takdirin üzerindedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde darbe girişimlerine karşı kararlı bir duruş sergileyen, bu uğurda şehit olan, yaralanan askerlerimizin sağlam duruşlarını da milletimiz asla unutmayacak ve onları sürekli hayırla yâd edecektir. Ve kendilerine yanlış emir veren, ‘artık komutada bizdedir’ diyeni, evet, anlından öldürmek suretiyle daha sonra kendisi de şehit olan askerimizi, Niğdeli kardeşimi de ben buradan hayırla yâd ediyorum, mekanı cennet olsun.

Valiliklerimiz ve belediyelerimiz başta olmak üzere darbe girişimini haber aldıkları andan itibaren tüm imkânlarıyla, tüm güçleriyle devletlerinin ve milletinin yanında yer alan kurumlarımızın yöneticilerini de tebrik ediyorum. Aynı şekilde darbe teşebbüsü karşısında millet iradesinin yanında saf tutan tüm medya kuruluşlarımıza ve sivil toplum örgütlerimize de şükranlarımı sunuyorum.

Aziz milletim;

Türkiye tarihinin en güçlü devlet-millet birlikteliğini 15 Temmuz darbe girişimi karşısında ortaya koymuştur, milletimiz devletine, devletimiz de milletine sahip çıkmıştır. Demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler konusunda hiçbir vatandaşımızın, hiçbir kurumun en küçük bir endişesi olmasın. Hükümetimizin ilan ettiği olağanüstü hal, bu değerleri onlara yönelik saldırılardan koruma amacı gütmektedir, asli hedef budur.

Ülkemizin yaşadığı tehditle mukayese edilemeyecek derece küçük terör olayları karşısında benzer tedbirler alan Avrupa ülkelerine seslerini çıkartmayanların Türkiye’yi eleştirmeye hakları kesinlikle yoktur. Aldığımız bu kararı eleştirmeye kesinlikle hakları yoktur, önce onlar kendilerine baksınlar. Biz kimseden ihsan istemiyoruz, sadece gölge edilmesin yeter. Bu millet kendi kaderini belirlemeye muktedirdir, bunu herkes böyle bilsin.

Olağanüstü hal ilanının sadece ve sadece ülkemizin karşı karşıya bulunduğu terör tehdidine karşı gerekli önlemlerin alınmasına; demokrasinin, hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik bir tedbir olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum.

Özellikle ekonominin yurt içindeki ve yurt içindeki unsurlarının olağanüstü hal uygulaması konusunda en küçük bir olumsuz çekinceleri, tereddütleri olmamalıdır. S&P (Standard & Poor’s / Uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu) Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye, görünümünü de durağandan negatife indirmiş. Türkiye’yle senin ne alakan var? Türkiye senin şu anda zaten üyen filan değil. Daha önce de bunları yaptın. Biz dedik ki, ‘bizim seninle alakamız yok’ ve kestik ilişkiyi. Şu anda siyasi bir karar açıklıyor kendine göre, yani ‘ben bunu açıklarsam acaba Türkiye’de yatırımlar’ durur mu? S&P, boşuna uğraşma, bizimle hele hiç uğraşma, aynı şeyleri bundan önce de yaptınız tutmadı ve bugün de tutmaz. Biz kararlı bir şekilde yatırımlarımıza nasıl devam edeceğimizi göreceksin. Bak Osmangazi Köprüsü’nü açtık, şimdi 26 Ağustos’ta Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de açacağız, 20 Aralık’ta inşallah Avrasya Tüneli’ni Boğaz’ın altından onu da açacağız. Sizin gücünüz bizim bu yatırımlarımızın ne açılmasına, ne de yapılmasına yetmez, biz buna devam edeceğiz.

Bütün bu yaptıkları değerlendirme Türkiye ekonomisinin gerçeklerini yansıtmıyor. Bunlar her şeyi yapabilirler böyle dönemlerde. Zaten onlar böyle dönemlerde bu anları beklerler. Yarın bakarsanız bunlar piyasaya bol bol virüs de salarlar, farklı bazı adımlar atmaya da yönelirler.

Ama şunu çok açık ve net söylüyorum: Bu süreçte Türkiye başta tasarrufların arttırılması konusundaki teşvikler olmak üzere, ekonomideki reformlarını kesintisiz sürdürecektir. Merkez Bankamız gayet güzel açıklamalarını, ön açıcı açıklamalarını da yaptı. Bundan sonra da kararlı bir şekilde yürüyeceğine inanıyorum. Piyasada herhangi bir likidite sıkıntısı söz konusu değil ve olmayacaktır da. Piyasaların kendi kuralları içindeki işleyişleri konusundaki hassasiyet, izlenen rasyonel ekonomi politikası çerçevesinde sürecektir. Her zaman söylüyorum, yine biz mali disiplinden asla taviz vermez, yolumuza böyle devam ederiz.

Bugün yaptığımız Milli Güvenlik Kurulu Toplantımızın hemen arkasından icra ettiğimiz Bakanlar Kurulu Toplantımızın ve aldığımız kararların ben hayırlı olmasını diliyorum.

Milletime şunu söylüyorum: ‘Eyvah, şimdi olağanüstü hal ilan edildi, yoksa bu süreçte artık valiler devreden çıkıp Silahlı Kuvvetler mi yönetime el koyacak?’ Asla böyle bir şey söz konusu değil. Tam aksine valilerimizin yetkileri, iradeleri bu süreç içerisinde daha da artacak ve Silahlı Kuvvetlerimiz valilerimizin emrinde, onların yönetiminde bu süreci sürdüreceklerdir. Ve bizler demokrasiden asla taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz, bunu da böyle biliniz. Silahlı Kuvvetlerimiz de kesinlikle hükümetinin emrinde, hükümetiyle beraber hareket etme noktasındadır.

Anayasamızın amir hükmü gereği, bu milletin seçmiş olduğu cumhurbaşkanı olarak, başkomutan olarak bizler de askerimizle beraber Silahlı Kuvvetlerimizin içerisindeki bütün o virüsleri temizleme mücadelesini sürdüreceğiz. Diğer kurumlarımızda, emniyette ve diğerlerinde bu tür virüsleri de görüyorsunuz temizleme süreci devam ediyor, kararlı bir şekilde bu da devam edecek. Çünkü adeta bir kanser virüsü gibi vücut metastaz oldu, bunu temizlemeye mecburuz. Bunu inşallah temizleyeceğiz ki milletimiz huzur bulsun, milletimiz geleceğe umutla bakmaya devam etsin.

Ben milletime şunu hatırlatıyorum: Sakın endişeye kapılmayın, hiçbir endişeye yer yok. Türkiye bu badireyi hamdolsun atlattı ve bundan sonra da yatırımlarıyla beraber bu süreci güçlenerek devam ettirecektir.

Hepinize en kalbi duygularla, şükranlarımı sunuyorum ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.